5 Temmuz 2012 Perşembe

Havana’da Geziyoruz - 2 –

          Eski Havana’da göreceğimiz beş meydan var. Birbirine çok yakın olan bu meydanları hemen gezeceğiz . Sonra belli başlı sokakları ve sahil kısmını gezeceğiz. Himm nerde kalmıştık?  Ambos Mundos otelinde. Çıktık otelden.  İstikamet  ‘Plaza de Armas’ Sağa döndük elli metre sonra  meydandayız. Çok yakın.

 

          PLAZA  DE  ARMAS ( Silahlar Meydanı)
          Burası  'Habana Vieja' olarak adlandırılan eski Havana’nın  ilk meydanı.  Çevresinde çok önemli  tarihi  eserler  var. Meydana girdiğimizde ilk olarak palmiye ağaçlarının süslediği ve  içinde mermer sıraların bulunduğu parkı görürüz. Park eski Havana civarında oturan kübalıların ve turistlerin dinlenmek  ve sıcaktan bir nebze olsun kaçmak için uğradıkları popüler bir yer.  Parkın etrafında oturup birşeyler yiyip içebileceğiniz cafe ve restoranlar mevcut. Parka girdik. Girişte  ‘ Manuel de Cespedes ‘ in heykeli  bizi karşıladı.  Cespedes , Kübalılar için  çok önemli bir isim. Kölelerini azat edip bağımsızlık savaşını başlatan isim. Tarih  ‘ 10 de Octubre 1868 ‘ ( 10 Ekim  bugün Küba’da resmi bayram olarak kutlanıyor.)  Cespedes  ‘Padre de la Patria’  olarak adlandırılıyor yani ‘Vatanın babası ‘ . Cespedes’in heykelinin bulunduğu yerde eskiden başka birinin heykeli varmış. Bu isim İspanyol Kralı 7. Ferdinand.  Ferdinand’ın heykeli  1834 yılında bu parka yerleştirilmiş. Herhalde  bu heykel  Kübalılara İspanyol hakimiyetini hatırlattığından daha fazla görmeye tahammül edememişler ve 1955 yılında  İspanyol kralın heykelini olduğu yerden indirip ‘Cespedes’in anlı şanlı heykelini koyuvermişler. Kralın heykelini de  Valilik Sarayı’nın duvarının dibine fazlalık gibi koymuşlar. İspanyollar biraz kırılmıştır bu işe. Ama adamlar da haklı . Neredeyse  aralıklarla onbeş  sene süren bağımsızlık savaşı. Kübalıların bu kadar milliyetçi olmasında garipsenecek bir taraf yok.




Cespedes'in heykeli
                              









   
Ferdinand'ın heykeli sarayın hemen dibinde

                      Bu parkın çevresi  seyyar sahaflarla çevrili. Akşam olunca kitapları , dergileri kolileyip götürüyorlar. Bu sahaflarda çok çeşitli kitaplar bulabilirsiniz. Tahmin edeceğiniz gibi Küba tarihi ve  devrimle ilgili kitaplar çoğunlukta. Bunların  yanı sıra eski  para , fotoğraf , dergi , poster  vb şeyler  de bulabilirsiniz burada. Che, Fidel  ve devrim temalı objeler favori . Hemingway’i  de söylemeden geçmeyeyim. Onunla ilgili de hatırı sayılı kitap var. Burada pazarlık yapmadan birşeyler alırsanız biraz kazıklanırsınız. Fiyatları katmerli söylüyorlar.
                                        Che posterleri , eski paralar , rozetler ve daha bir çok şey tezgahlarda                                          
                         

üstte fotoğraf : Fidel , Sovyet lider Kruşçev'le birlikte halkı selamlarken
                             

  'Palacio de los Capitanes Generales' ve çevresindeki sahaflar
                                    
         Parkı ve çevresini şöyle bir gördükten sonra ilk durağımız  şimdi şehir müzesi olan  ‘ Palacio de los Capitanes Generales  ‘.İspanyol krallarının atadığı askeri  valilerin yönetim yeri  ve aynı zamanda ikametgahı olan bu saray  1776-1791  yılları arasında  inşa edilmiş. Sarayın bulunduğu alanda eskiden  ‘ La Parroquial Mayor’ isminde bir kilise varmış. Bu Havana’da yapılan  ilk kilise. Ama saray yapılacağı için yıkılmış. Yazık olmuş. Herneyse . Müzenin  içinde Küba’nın ilk bayrağı,  1902 tarihli  A.B.D’nin Kübalılara bağımsızlıklarını verdiğini gösteren, o zamanki A.B.D. başkanı  Theodere Roosvelt’in imzaladığı belge  gibi önemli tarihi objeler ve  İspanyol idarecilere ait çeşitli eşyalar var. ortasında güzelce bir bahçeli avlu bulunan bu  saray , sütunlarıyla, vitraylı camlarıyla insanı etkiliyor . Ahhh O İspanyol valilerin yerinde olmak vardı diye içinizden geçiriyorsunuz.  Valilik sarayının önü tahta parkelerle kaplanmış. Neden mi?   Valinin eşi  ( hangi vali olduğunu bilmiyorum ! ) at arabalarının gürültüsünden rahatsız olmuş ve kocasından bir çare bulmasını istemiş. Yol tahtayla kaplanmış ve gürültüye böylelikle çare bulunmuş. Adam vali. Ne dilerse yaptırır değil mi ? Belki de uydurma bir hikayedir. Ben de başkasından dinledim . Neyse  magazinvari bu bilgiyi verdikten bir  sonraki durağımız meydanın sahile açılan tarafında  bulunan Havana’nın en eski kalesi olan  ‘ Castillo de La Real Fuerza ‘ya  geçelim.   Durun geçmeyin!  Müzenin yanında ‘ la Fuerza’ya komşu bir bina daha var. İsmi  ‘Palacio del Segundo Cabo’  . Vali yardımcısının sarayı. Bu bina restorasyonda olduğu için gezemedim. İçinde ne olduğu hakkında bir bilgim yok. Şimdi geçebiliriz .
‘Palacio del Segundo Cabo’ restorasyonda 
                                                     

            ‘ Castillo de La Real Fuerza ‘  ya da kısa adıyla söylersek  ‘La Fuerza’   1558 tarihinde inşa edilmiş.  Şehrin ve İspanyol idarecilerin o tarihteki en büyük  korkusu sağı solu yağmalayan  İngiliz ve Fransız korsanlar. Çare körfezin girişinde sağlam bir kale inşa etmek.  Bu düşünceyle  ‘ La Fuerza’ yapılmış.   Bu kaleyi   daha sonra , sahilde yürüken gördüğümüz ‘ El Morro ‘ , ‘La Punta’ isimli diğer sağlam  kaleler  izlemiş . Neden mi bu kadar çok kale?  Çünkü o dönemde Havana , Amerika kıtasından Avrupa’ya yapılan ticaretin ana durağı, ve gemilerin mola yeri. Korsan saldırılarından korunmak ve gemilerin güvenliği için bu kaleler gerekli.
‘ Castillo de La Real Fuerza ‘ ve kulesinde körfeze bakan 'La Giraldilla' ve uzakata 'El Morro' kalesi 
    
            
             La Fuerza isimli kale şu anda müze. Eski kıtaya yapılan yolculukları gösteren  fotoğraflar, resimler, maket gemiler var. İspanyolların kıtada bastığı ilk altın ve gümüş paraları da görebilirsiniz. La Fuerza’nın kulesinde ‘ La Giraldilla’ isimli bir heykel var. Bu heykel kale kadar  meşhur.  Havana Club isimli romun ve aynı zamanda  şehrin simgesi. Bu bronz heykel  1630 – 34 yılları arasındaki İspanyol Vali Juan Bitron tarafından Havanalı heykeltraş Geronimo Martin Pinzon’a sipariş edilmiş. Ve şimdi bulunduğu kulenin tepesini yerleştirilmiş. 1926 yılındaki şiddetli bir fırtınada hasar gören bu heykelin daha sonra kopyası  yapılmış. Şu anda kulede  gördüğünüz heykel kopyası. Orjinali müzenin içinde. Bu heykelin bir de hikayesi var. Söylenen o ki bu heykeldeki kadın zamanın İspanyol valisinin eşi. Valinin adı   ‘Hernando de Soto’.   Vali Florida taraflarına yeni yerler keşfetmek için sefere çımış  ve  bir daha geri dönmemiş. Zavallı  eşi ,  ‘ Dona  Isabel de Bobadilla’   denize doğru  bakarak hergün zavallı vali kocasını bekler dururmuş. İşte heykeltraş bu hikayeden yola çıkarak heykeli tasarlamış ve gözü limanın girişinde kocasının gemisi gelecek mi diye bakıp duran bu vefakar kadını ölümsüzleştirmiş. Hikaye doğru mudur ? Belki. Bu heykelin  Havana’daki  en  eski heykel olduğunu hatırlatıp bir sonraki durağımıza geçelim.

'La Fuerza' ve ‘Palacio del Segundo Cabo’
La Giraldilla




              
        
          La Fuerza’dan çıkınca tam karşınızda Greko-romen üslubunda kolonlu ufak bir yapı görürsünüz. İsmi  ‘ El Templete’ . Küçük tapınak demek.  Kolonların üzerinde karayiplere has ananas figürleri var. Havana’daki ilk Katolik ayin 1519 tarihinde bu ufak tapınağın olduğu yerde yapılmış.Katolik rahiplerin bu ayin yerine  daha sonraları bir küçük bir obelisk konulmuş. Tarih 1747. 1828 yılında da şimdiki tapınak inşa edilmiş. Açılışı amma şaşalı olmuş. Dönemin valisi ve diğer askeri yetkililer , beş bin  asker , binlerce insan bu açılışta hazır bulunmuş. Tapınağın içerisinde duvarlarda resimler var. Resimlerden bir tanesi bu ayin anını gösteriyor. Bir diğeri tapınağın inşa edilişini.  Diğer resim ise Küba’nın  ilk başkenti  Santiago de Cuba’daki  bir meclisi gösteriyor. Tapınağın bahçesindeki ağaçtan da bahsetmem lazım. Bu ağacın ismi  ‘Ceiba’. ( seiba olarak okunur )  Bu  ağaç Kübalı yerli halkların ve afro-kübalıların kutsal olduğuna inandığı  bir ağaç. Tapınak böylelikle  Katolikleri ve  bu ağaçla birlikte eski  ilkel inançları  buluşturuyor. Bu tapınağın arkasında sahil kesiminde aynı isimde bir restoran var. ‘El Templete’.  Havana’nın meşhur restoranlarından. Aklınızda olsun. Tapınağın arkasındaki  ufacık sokak ta Havana’nın en kısa, küçük sokağı.  Geçelim.


  El Templete ' ve bahçesindeki 'Ceiba' ağacı
                                                    

 El Templete' nin yanında Santa Isabel Oteli
                                         
      
       ‘El Templete’nin hemen yanında ‘ Santa Isabel ‘ isimli güzel bir otel var.  Herhalde biraz yorulduk. Gelin  bu otelin ‘Plaza de Armas’ ı kuşbakışı gören  teras kafesine çıkıp soluklanalım. Ve bir şeyler içelim. Buradan bakıyoruz. Meydanda başka neler var? Otelin hemen çaprazında kütüphane ve ona bitişik tabiat  müzesi falan. Görmeye gerek var mı ? Bence yok .
  Santa Isabel otelinden meydanın görünüşü   
                                                 
   El Templete'nin yanında bulunan bu alandan at arabası kiralayıp kısa bir gezinti yapabilirisiniz.
 
        
            Otelde kısa bir moladan sonra bir sonraki durağımıza geçelim. Gideceğimiz meydanın ismi        ‘ Plaza de la Catedral ‘

        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder