17 Temmuz 2012 Salı

HAVANA’DA GEZİYORUZ -3-

PLAZA DE LA CATEDRAL
              Plaza Armas’tan  sonraki durağımız ‘Plaza de la Catedral’. Yürüyerek iki , bilemediniz üç   dakikalık bir  mesafede. Çok yakın. Plaza de Armas’a  Obispo caddesini takip ederek gelmiştik.  Şimdi bu caddeye parelel ara sokaklardan yürüyerek katedral meydanına gideceğiz. Valilik sarayının yanında  O’reilly sokağını bulduk mu? Evet.  Buradan yürüyelim. Sağdaki ilk sokağın ismi  ‘ Tacon’. Bu sokakta küçük bir arkeoloji müzesi var. Kolonyel bir evi  yenileyip müze yapmışlar. Çok zengin bir koleksiyonu yok ama  adanın yerli halkları olan Taino ve Siboney’lerin mağaralarda bulunmuş iskeletlerini  ve yerlilerin   günlük yaşamlarında kullandıkları  eşyaları görebilirsiniz. Ayrıca Guatemala ve Peru'nun bu müzeye bağışladığı ufak tefek arkeolojik eserler de mevcut.
Arkeoloji müzesinden bir görüntü. solda köpekbalığı dişinden yapılmış  kolye var.

         Bir sonraki paralel sokak  ‘Mercaderes ‘.  Mercaderes tüccarlar demek. Eskiden ticari olarak önemli olan bu sokak şimdi de bir hayli hareketli. Obispo caddesi gibi ; envai çeşit dükkan , restoran, irili ufaklı galeriler, hediyelik eşya satan dükkanlar vb  bulabilirsiniz bu sokakta.  Ama biz şimdi sokağın neredeyse sonundayız. Mercaderes , Katedral meydanını  gördükten sonra diğer meydanlara gitmek için kullanacağımız  ana sokak. Aklınızın bir köşesine yazın. Bu  sokağın sonunda kocaman bir mozaik bir duvar resmi  var. Küba tarihine damgasını vurmuş devlet adamları , sanatçı ve yazarların resimleri. Burayı gördükten sonra sola dönüyoruz. Katedralin çan kuleleri göründü. Meydandayız.
'Mercaderes' sokağındaki duvar mozaiği
                                                    
            Katedral meydanı  ismini,  ön cephesi özene bezene işlenmiş , sade ve güzel çan kuleleri olan 18. yy  yapımı  katedralden alır. Bu meydan,  çevresindeki eski İspanyol zenginlerine ait evler -  aslında konak demek daha doğru - ve bu güzel evleri  tamamlayan katedraliyle eski  Havana’nın en güzel yerlerindendir.  Pek büyük bir meydan değil ama insanı büyüleyen bir güzelliği var. Katedral yapılmadan önce bu meydanın ismi ‘ La Plazuela  de la  Cienaga’ . Plazuela küçük meydan demek. Cienaga ise yani bataklık, sulu bir alan . Eskiden yağmur suları  birikerek bu  meydan civarından körfeze dökülürmüş. Haliyle ortalık çamur , bataklık. Sonra burası ıslah edilip meydan düzenlenmiş, meydanın çevresine evler inşa edilmiş, sonunda da  katedral gelip baş köşeye kurulmuş. Güzel de olmuş. Katedralin ismi bir hayli uzun : ‘ Catedral de la Virgen María de la Concepción Inmaculada de La Habana  ‘ yapımına 1748  tarihinde başlanmış 1777 tarinde bu günkü halini almış.  Katedral her zaman açık değil. Pazar günleri ayinde ve özel dini günlerde  eğer açıksa ! ziyaret edebilirsiniz. 
   Katedral Meydanı  
                                  
     Katedralin eskiden,  çok meşhur birinin  mezarını barındırdığını  söyleyelim. Bu isim Kristof Kolomb. Adamın mezarının geliş sebebi ve gidiş sebebi de aynı.  İşgal. Kolomb 1508 yılında İspanya’da ölür, vasiyeti var denilerek gömüldüğü yerden çıkarılır , Dominik Cumhuriyeti’nin şimdiki başkenti Santa Domingo’ya  getirilir , buradaki kiliseye yeniden gömülür. Santa Domingo 1795 tarihinde Fransızlar tarafından işgal edilince İspanyollar Kolomb’u bırakmaz istemezler, mezar açılır adamcağızın kemikleri Havana’ya getirilir ve  şimdiki Katedrale gömülür. 1898 yılında Kolomb’a yine yol görünür. Küba’yı A.B.D. işgal eder. İspanyollar yine  Kolomb’un mezarını açarlar adamdan geriye artık  ne kalmışsa alırlar ve  apar topar İspanya’ya Sevilla Katedraline getirip yeniden gömerler. Bence yerliler  ‘ Kolomb sen bizim topraklara geldin başımıza gelmeyen kalmadı sen de öldükten sonra rahat yüzü görme emi! ‘ diye fena beddua etmişler!  Adamın ölüsü dirisi kadar seyahat etmiş desem herhalde abartmış olmam. Bu kadar lakırdı yeter. Nerde kalmıştık. Katedralde. Efendim eğer açıksa içeri girer güzel güzel fotoğraf çekersiniz. Açık değilse sadece dışından şöyle bir bakar geçersiniz ne diyeyim.
  Başka ne var bu katedral meydanında?
Museo de Arte Colonial'in karşısında satıcı kadın
                                                                       
         Museo de Arte Colonial. Katedralin tam karşısında  eski bir İspanyol konağı restore edilerek müzeye dönüştürülmüş. Üç beş eski mobilya, çanak çömlek vs görmek isterseniz girin hızlıca bir gezin. İlgi çekici pek bir şey yok. En azından benim ilgimi çekmedi.
       Bu müzenin yanında  çıkmaz bir sokak var.  İsmi ‘Callejon del Chorro’. Sokak levhasının altındaki   yazı bu noktanın 1592 yılında kanallarla – Zanja Real -  şehre ulaşan temiz suyun döküldüğü yerin burası olduğunu söylüyor.
       Kilisenin hemen yanıbaşındaki eski ev restoran olarak hizmet veriyor. İsmi  ‘ El Patio’. Katedral meydanına gelip El Patio’ya  uğramamak olmaz. Oturup bir şeyler için, ortamın tadını çıkarın.
     Katedral meydanında sağa sola tezgah atmış garip kıyafetli afro- Kübalı ablalar itinayla  fal bakıyorlar. Biraz komik bir görüntüleri var. Fotoğraflarını çekmek isterseniz hemen para isterler. Ben pek yanlarına yaklaşmadım. Katedral ayrıca yeni evlenen çiftlerin uğrak yeri. Burda gelip gelin-damat fotoğraf çektirip meydanda turistlerin bakışları altında bir tur atıp gidiyorlar.

Meydanda fal bakan kadın
                       
    Meydanı bitirip  katedralin köşesinden ‘Empedrado’ sokağına  sapıyoruz. Burası cıvıl cıvıl. Kalabalık. Kalabalığın sebebi Hemingway’in de müdavimi olduğu  ‘La Bodeguita del Medio ‘ isimli bar. ‘Mojito’su meşhur bu barın. Duvarlarında yüzlerce turistin hatıra kabilinden bıraktığı imzalar, küçük ve sevimli bir bar ve  oynak küba müzikleri ile ilgi çekici bir yer.
Meşhur   'La Bodeguita '
                 
       Bu barın biraz ilerisinde Kübalı yazar ‘Alejo Carpentier’ adına yapılmış bir müze var. Gezmek nasip olmadı. İki  defa gittim ikisinde de kapalıydı. Burası Küba. Bugün var yarın yok.  Belki içeride çalışan görevlinin canı istememiştir, ve açmamıştır müzeyi. Bu Küba için gayet normal bir durum. Ufak müzelerde durum böyle. Maalesef Küba’da müzecilik çok berbat. Aylık 15, 20 dolara çalışan görevlilerin hiçbir şey umurunda değil. İster turist gelmiş ister gelmemiş. Adamlar keyfe keder çalışıyor. Kafalarına göre kural koyuyorlar. Bir de yaptıkları rehberlik hizmetinden dolayı bahşiş bekliyor. Basta! Geçelim.
       Katedralin diğer bir köşesinde ‘San ignacio’   isimli sokakta Kübalı sanatçı Wifredo Lam çağdaş sanat merkezi  var. Burada vaktiniz varsa ve tabii açıksa ! sergileri gezebilirsiniz. Hemen hatırlatayım  Wifredo  Lam Küba'nın en tanınmış ressamı.  Amerika’da , Avrupa’da önemli müzelerde eserleri sergileniyor. Geçelim.
meydanın arka sokağında  kübalıların takıldığı bir bar.  
         Meydan ve yakın çevresini az çok gördük. Buralarda ara sokaklarda gezmek size kalmış. Kübalıların günlük yaşantıları, okullar , virane barlar , yıkık dökük evler, arabalar ve yüksek sesli berbat reggeton müziği! Tarihi meydanlar yenilenmiş evleri, turistlerin hizmetinde restoran barları ile ne kadar sonradan yapılmış, dekoratif gibi duruyorsa , arka sokaklarda ben gerçeğin ta kendisiyim diye bas bas bağırıyor. Küba gerçeğini anlamak için  arka sokaklarda 15 , 20 dakikalık bir yürüyüş bunu görmeniz için kafi.
        Geldiğimiz gibi gidiyoruz. Meydandan çıkıp sahile doğru ilerliyoruz. Katedralin sahile bakan yan tarafı kazılmış çevresi koruma altına alınmış. Burada eski Havana’yı çevreleyen surların kalıntıları var. Surlar 19 yy da şehri genişletmek amacıyla yıkılmış. Daha önceden söylemiştik.
        Bu alanın önünde geniş bir park alanı var. İleride çocuk parkı ve lunapark, açık hava tiyatrosu. Açık hava tiyatrosunun önünde yolun hemen yanındaki parkta  Atatürk’ün büstü var. Havana’ya gelip Ata’nın büstünü görmemek olmaz. Ehh biraz yorulun. 10 dk da büst için yürüyoruz. Yeri anladınız değil mi? 'Parque infantil' yanındaki açık hava tiyatrosunun önü. Okul önünde veya  kışlada görebileceğiniz gelişigüzel bir büst bu. 


Atatürk'ün büstü
                                         
         Büstü gördükten sonra istikamet ‘Calle Mercaderes’ . Mercaderes  sokağı boyunca yürüyüp diğer meydanları göreceğiz.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder