Plaza Armas’tan sonraki durağımız ‘Plaza de la Catedral’.
Yürüyerek iki , bilemediniz üç dakikalık bir mesafede. Çok yakın. Plaza de Armas’a Obispo caddesini takip ederek gelmiştik. Şimdi bu caddeye parelel ara sokaklardan
yürüyerek katedral meydanına gideceğiz. Valilik sarayının yanında O’reilly sokağını bulduk mu? Evet. Buradan yürüyelim. Sağdaki ilk sokağın
ismi ‘ Tacon’. Bu sokakta küçük bir
arkeoloji müzesi var. Kolonyel bir evi
yenileyip müze yapmışlar. Çok zengin bir koleksiyonu yok ama adanın yerli halkları olan Taino ve
Siboney’lerin mağaralarda bulunmuş iskeletlerini ve yerlilerin günlük
yaşamlarında kullandıkları eşyaları
görebilirsiniz. Ayrıca Guatemala ve Peru'nun bu müzeye bağışladığı ufak tefek
arkeolojik eserler de mevcut.
| Arkeoloji müzesinden bir görüntü. solda köpekbalığı dişinden yapılmış kolye var. |
Bir
sonraki paralel sokak ‘Mercaderes ‘. Mercaderes tüccarlar demek. Eskiden
ticari olarak önemli olan bu sokak şimdi de bir hayli hareketli. Obispo caddesi
gibi ; envai çeşit dükkan , restoran, irili ufaklı galeriler, hediyelik eşya satan dükkanlar vb bulabilirsiniz bu sokakta. Ama biz şimdi sokağın
neredeyse sonundayız. Mercaderes , Katedral meydanını gördükten sonra diğer meydanlara gitmek için
kullanacağımız ana sokak. Aklınızın bir
köşesine yazın. Bu sokağın sonunda kocaman
bir mozaik bir duvar resmi var. Küba
tarihine damgasını vurmuş devlet adamları , sanatçı ve yazarların resimleri.
Burayı gördükten sonra sola dönüyoruz. Katedralin çan kuleleri göründü. Meydandayız.
| 'Mercaderes' sokağındaki duvar mozaiği |
Katedral meydanı ismini,
ön cephesi özene bezene işlenmiş , sade ve güzel çan kuleleri olan 18.
yy yapımı katedralden alır. Bu meydan, çevresindeki eski İspanyol zenginlerine ait
evler - aslında konak demek daha doğru -
ve bu güzel evleri tamamlayan
katedraliyle eski Havana’nın en güzel
yerlerindendir. Pek büyük bir meydan
değil ama insanı büyüleyen bir güzelliği var. Katedral yapılmadan önce bu
meydanın ismi ‘ La Plazuela de la Cienaga’ . Plazuela küçük meydan demek.
Cienaga ise yani bataklık, sulu bir alan . Eskiden yağmur suları birikerek bu
meydan civarından körfeze dökülürmüş. Haliyle ortalık çamur , bataklık.
Sonra burası ıslah edilip meydan düzenlenmiş, meydanın çevresine evler inşa
edilmiş, sonunda da katedral gelip baş
köşeye kurulmuş. Güzel de olmuş. Katedralin ismi bir hayli uzun : ‘ Catedral
de la Virgen María de la Concepción Inmaculada de La Habana ‘ yapımına 1748 tarihinde başlanmış 1777 tarinde
bu günkü halini almış. Katedral her zaman açık değil. Pazar günleri ayinde ve özel dini
günlerde eğer açıksa ! ziyaret edebilirsiniz.
![]() |
| Katedral Meydanı |
Katedralin
eskiden, çok meşhur birinin mezarını barındırdığını söyleyelim. Bu isim Kristof Kolomb. Adamın
mezarının geliş sebebi ve gidiş sebebi de aynı. İşgal. Kolomb 1508 yılında
İspanya’da ölür, vasiyeti var denilerek gömüldüğü yerden çıkarılır , Dominik
Cumhuriyeti’nin şimdiki başkenti Santa Domingo’ya getirilir , buradaki kiliseye yeniden
gömülür. Santa Domingo 1795 tarihinde Fransızlar tarafından işgal edilince
İspanyollar Kolomb’u bırakmaz istemezler, mezar açılır adamcağızın kemikleri
Havana’ya getirilir ve şimdiki Katedrale
gömülür. 1898 yılında Kolomb’a yine yol görünür. Küba’yı A.B.D. işgal eder.
İspanyollar yine Kolomb’un mezarını
açarlar adamdan geriye artık ne kalmışsa
alırlar ve apar topar İspanya’ya Sevilla
Katedraline getirip yeniden gömerler. Bence yerliler ‘ Kolomb sen bizim topraklara geldin
başımıza gelmeyen kalmadı sen de öldükten sonra rahat yüzü görme emi! ‘ diye
fena beddua etmişler! Adamın ölüsü
dirisi kadar seyahat etmiş desem herhalde abartmış olmam. Bu kadar lakırdı
yeter. Nerde kalmıştık. Katedralde. Efendim eğer açıksa içeri girer güzel güzel
fotoğraf çekersiniz. Açık değilse sadece dışından şöyle bir bakar geçersiniz ne
diyeyim.
Başka ne var bu
katedral meydanında?
![]() |
| Museo de Arte Colonial'in karşısında satıcı kadın |
Museo de Arte Colonial. Katedralin tam karşısında eski bir İspanyol konağı restore edilerek
müzeye dönüştürülmüş. Üç beş eski mobilya, çanak çömlek vs görmek isterseniz
girin hızlıca bir gezin. İlgi çekici pek bir şey yok. En azından benim ilgimi
çekmedi.
Bu müzenin
yanında çıkmaz bir sokak var. İsmi ‘Callejon del Chorro’. Sokak levhasının
altındaki yazı bu noktanın 1592 yılında
kanallarla – Zanja Real - şehre ulaşan
temiz suyun döküldüğü yerin burası olduğunu söylüyor.
Kilisenin hemen yanıbaşındaki eski ev
restoran olarak hizmet veriyor. İsmi ‘
El Patio’. Katedral meydanına gelip El Patio’ya
uğramamak olmaz. Oturup bir şeyler için, ortamın tadını çıkarın.
Katedral
meydanında sağa sola tezgah atmış garip kıyafetli afro- Kübalı ablalar
itinayla fal bakıyorlar. Biraz komik bir
görüntüleri var. Fotoğraflarını çekmek isterseniz hemen para isterler. Ben pek
yanlarına yaklaşmadım. Katedral ayrıca yeni evlenen çiftlerin uğrak
yeri. Burda gelip gelin-damat fotoğraf çektirip meydanda turistlerin bakışları altında
bir tur atıp gidiyorlar.
![]() |
| Meydanda fal bakan kadın |
Meydanı bitirip katedralin köşesinden ‘Empedrado’ sokağına sapıyoruz. Burası cıvıl cıvıl.
Kalabalık. Kalabalığın sebebi Hemingway’in de müdavimi olduğu ‘La Bodeguita del Medio ‘ isimli bar. ‘Mojito’su
meşhur bu barın. Duvarlarında yüzlerce turistin hatıra kabilinden bıraktığı
imzalar, küçük ve sevimli bir bar ve oynak küba müzikleri ile ilgi çekici bir yer.
![]() |
| Meşhur 'La Bodeguita ' |
Bu barın biraz ilerisinde Kübalı yazar
‘Alejo Carpentier’ adına yapılmış bir müze var. Gezmek nasip olmadı. İki defa gittim ikisinde de kapalıydı. Burası
Küba. Bugün var yarın yok. Belki
içeride çalışan görevlinin canı istememiştir, ve açmamıştır müzeyi. Bu Küba
için gayet normal bir durum. Ufak müzelerde durum böyle. Maalesef Küba’da
müzecilik çok berbat. Aylık 15, 20 dolara çalışan görevlilerin hiçbir şey
umurunda değil. İster turist gelmiş ister gelmemiş. Adamlar keyfe keder
çalışıyor. Kafalarına göre kural koyuyorlar. Bir de yaptıkları rehberlik
hizmetinden dolayı bahşiş bekliyor. Basta! Geçelim.
Katedralin
diğer bir köşesinde ‘San ignacio’
isimli sokakta Kübalı sanatçı Wifredo Lam çağdaş sanat merkezi var. Burada vaktiniz varsa ve tabii açıksa !
sergileri gezebilirsiniz. Hemen hatırlatayım
Wifredo Lam Küba'nın en tanınmış
ressamı. Amerika’da , Avrupa’da önemli
müzelerde eserleri sergileniyor. Geçelim.
![]() |
| meydanın arka sokağında kübalıların takıldığı bir bar. |
Meydan ve
yakın çevresini az çok gördük. Buralarda ara sokaklarda gezmek size kalmış.
Kübalıların günlük yaşantıları, okullar , virane barlar , yıkık dökük evler,
arabalar ve yüksek sesli berbat reggeton müziği! Tarihi meydanlar yenilenmiş
evleri, turistlerin hizmetinde restoran barları ile ne kadar sonradan yapılmış,
dekoratif gibi duruyorsa , arka sokaklarda ben gerçeğin ta kendisiyim diye bas
bas bağırıyor. Küba gerçeğini anlamak için
arka sokaklarda 15 , 20 dakikalık bir yürüyüş bunu görmeniz için kafi.
Geldiğimiz
gibi gidiyoruz. Meydandan çıkıp sahile doğru ilerliyoruz. Katedralin sahile
bakan yan tarafı kazılmış çevresi koruma altına alınmış. Burada eski Havana’yı
çevreleyen surların kalıntıları var. Surlar 19 yy da şehri genişletmek amacıyla
yıkılmış. Daha önceden söylemiştik.
Bu alanın önünde
geniş bir park alanı var. İleride çocuk parkı ve lunapark, açık hava tiyatrosu.
Açık hava tiyatrosunun önünde yolun hemen yanındaki parkta Atatürk’ün büstü var. Havana’ya gelip Ata’nın
büstünü görmemek olmaz. Ehh biraz yorulun. 10 dk da büst için yürüyoruz. Yeri
anladınız değil mi? 'Parque infantil' yanındaki açık hava tiyatrosunun önü. Okul
önünde veya kışlada görebileceğiniz
gelişigüzel bir büst bu.
![]() |
| Atatürk'ün büstü |
Büstü gördükten
sonra istikamet ‘Calle Mercaderes’ . Mercaderes
sokağı boyunca yürüyüp diğer meydanları göreceğiz.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder